HaberlerSon Gelişmeleri Takip Edin

Güneşin gökyüzünde parladığı, mis gibi temiz havanın ciğerlerimize dolduğu bir bahar sabahında, yapılacak en güzel işlerden biri, bisiklete atlayıp pedal çevirmektir.

 

Özgürlüğün çağrısına olumlu yanıt vermekten daha huzur ve sevinç verici bir şey var mı ? Bisiklet sürerken, insanın hayata daha pozitif baktığına dair çalışmalar yayınlanıyor! Ne kadar doğru olduğunu bilmenin tek bir yolu var: pedal basmak.

 

*GİDEREK ARTIYORUZ*

 

Her geçen gün, daha fazla insan bisiklet kullanmaya başlıyor. Özellikle şehirlerde 5-6 km'lik mesafeler için ideal bir ulaşım aracı. Her gün yollara çıkan binlerce otomobil, trafiği biraz daha sıkıştırıyor. Oysa bisiklet hiç bir engele takılmadan, aralardan derelerden geçerek yol alıyor. Üstelik karbon ayak izi bırakmadan.

 

Otomobillerin, otobüslerin içine istiflenmiş, sosyal hayatla bağlarını ulaşım esnasında koparmış, hatta içeriden kapılarını kilitlemiş ve trafikte sıkışıp kalmış sinirli sürücülerin aksine, bisiklet yolunu almaya devam ediyor.

 

Benim işim, evime 3 km uzaklıkta. Yolu biraz inişli çıkışlı. Bisiklete ilk bindiğim zamanlar zorlanıyor ve 35 dakikada gidiyordum. Şimdi vücudum alıştı. Aynı yolu 15 dakikada alıyorum. Bazen yolumu uzatıp, geziniyorum. Haftasonu gezintisinde olmadığımı, işe gittiğimi farkeden birileri arkamdan bağırıyor: “Abi ne pedal çeviriyorsun, bir araba alsana”. Kimisi de sağdaki soldaki aksesuarlara bakıp: “ Mercedes gibi süslemişsin” diyorlar. Vaktim varsa duruyorum, sohbet ediyoruz, ya da el sallayıp, pedal basmaya devam ediyorum.

 

Yaşamımızdaki her şeyi insani ölçekte kurmanın, yaşam enerjimiz için çok önemli olduğunu düşünüyorum. 3 Yaşındaki kızım, araba koltuğunda otururken, kısa sürede huzursuzlaşıyor ve giderek yolculuğu çekilmez kılıyor. Oya bisikletin arkasındaki koltuğunda otururken, sağa sola laf atıyor, kedilere el sallıyor ve hiç inmek istemiyor. Onun bu ruh halini seyrettikçe ben de keyifleniyorum, yolun tadını çıkarıyorum.

 

*VİZYONU DAR YEREL YÖNETİMLER*

 

Bizim yerel yönetimlerimizin hali ortada. Her seçim döneminde bisiklet yolu sözü verirler ama doğru düzgün yollarımız hala yok. Çünkü belediyeler tamamen başkan odaklı kurumlar ve bu başkanlar da bisiklete binmiyorlar. Ancak arada bir, özel günlerde 'yalandan' biniyorlar. Hatta o zamanlarda bile parkuru tamamlamıyorlar.

 

Hal böyle olunca görev, bu işin sevdalılarına düşüyor. Cazip bir örnek de model oluşturuyor: Çin deneyimi. Çin'in pek çok şehrinde, cadde ve sokakları dolduran iki tekerlekliler, trafikte önemli bir yere sahipler. Bu deneyimden türetilen bir kavram var: Critical Mass, kritik kütle demek. Eğer bisikletliler belirli bir sayıya ulaşırlarsa, yolun bir şeridini kaplıyor ve güvenle yol alıyorlar. Böylece yerel yönetimlere önemli bir mesaj iletiyorlar: bize güvenli ve arabalara karşı fiziksel engeller barındıran bisiklet yolları yapın.

 

Fiziksel engel çok önemli. Çünkü kaldırımlara dahi park etmekten çekinmeyen sürücüler, eğer fiziksel bir engel yoksa, bisiklet yollarını gasp ediyorlar. Yaşayan örneğine Fenerbahçe semtinde rastlayabilirsiniz. Sahil yolu ile Kalamış sahilini bağlayan bisiklet yolunun plastik bariyerlerle ayrılmış kısmında güvenli seyir yapılırken, bariyerlerin kalktığı son bölümde park etmiş otomobiller yüzünden bisiklet yolu kullanım dışı kalıyor.

 

*BOĞAZİÇİ GEÇİŞİ*

 

Bizim yerel yönetimlerden çok önemli bir talebimiz var. Boğaziçi'ni bisikletle geçebilmek. Bunun için Üsküdar-Beşiktaş arasına, bisikletlerin asansörle çıktığı, üstü ve yanları camla kaplı bir tünelden öteki kıtaya geçebilmek istiyoruz. Boğaziçi'ni geçecek en romantik yolun, bu tünel olacağını düşünüyoruz. Bu geçiş hem kentli sürücülerin karşıya geçmek için kullanacağı, hem de şehri ziyarete gelenlerin kiraladıkları bisikletlerle yol alacağı dünyaca meşhur işlek bir parkur olacaktır.

 

Dışabağımlı fosil kaynaklı bütün yakıtlardan tasarruf sağlayan, gürültü çıkarmayan, çok az yer kaplayan, herkesin edinebileceği kadar ucuz, kullananın sağlığına can katan, sosyal ve bir o kadar da mutluluk verici olan bisikletli yaşamı daha çok dillendirmeli, festivallerle süslemeliyiz. Yerel yönetimlerin bu vizyona erişmesini beklemek uzun yıllar alabilir. Onlar çoğunlukla ihalelere konsantre olmuş durumdalar. İpi ve insiyatifi elimize alalım. Bu yollar bizim müştereklerimiz. Müştereklerimizi bisikletlerimizle renklendirelim.

 

*KUTUCUKLAR İÇİN*

1)

Güvenli seyir için;

ön ve arkada lambanız,

arkayı görebileceğiniz bir aynanız,

aniden önünüze çıkanlar için şirin bir ziliniz olsun,

 

açık renk kıyafetler giyin,

 

başa oturan bir bisiklet kaskı takın,

 

kulaklıkla müzik dinlemeyin,

 

boyuna uzanan mazgallara dikkat edin,

 

kaldırımın hemen yanından giden motorlara dikkat edin ve yol verin.

 

2)

Bazı şehirlerde yerel yönetimlerin hizmete sunduğu bisiklet sayıları;

Berlin: 1700

Kopenhag 2500

Barcelona 6000

Lyon 3100

Paris 20,600

Londra 80.000

 

3)

Dünyanın ilk bisikleti 1839 yılında Britanya'nın Dumfries yöresindeki Courthill Kasabası demircilerinden Kirkpatrick Macmillan tarafından yapıldı.