HaberlerSon Gelişmeleri Takip Edin

Nükleer enerji neticede politik bir tercihtir ve asıl tartılma siyasi bir tartışmadır. Ayrıca nükleer felaketlerin yarattığı büyük insani trajediler nedeniyle ö tartışma ahlaki ve vicdani bir çerçevede de yürütür: Ama yine de konuyu meselenin teknik yanlarından ve ekonomisinden tamamen ayırarak tartışma imkanı pek yoktur. Bu nedenle nükleer enerjiyle ilgili sağlıklı, bilimsel verilere dayalı ve ayrıntılı bilgi sağlayan kaynaklar çok önemlidir.

Avustralya doğumlu olan ve ABD’de yaşayan yazar ve aktivist Helen Caldicott’un kitabı bu yönüyle önemlidir: ABD’nin en saygın nükleer karşıtı nükleer aktivistlerden biri olan Helen Cadicott, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı bir hekim olarak konunun başta sağlık boyutu olmak üzere bütün alanlarda kendini yetiştirmiş çok yetkin bir isim. 1985’te Nobel Ödülü almış olan Uluslararası Nükleere Karşı Hekimler Birliği’nin 1978’de kurulan ABD örgütü Sosyal Sorumluluk Sahibi Hekimler’in ve Nükleer Politikalar Araştırma Enstitüsü’nün kurucu başkanı olan, 1979’da ABD’de meydana gelen Three Mile Island nükleer kazasının ardından bölgede incelemeler yapan, ağırlıklı olarak ABD ve Avustralya’yı ve dünyanın başka yerlerini ( Türkiye dahil) dolaşarak konuşmalar yapıp yazılar yazarak nükleer enerjinin tehlikelerine karşı kamuoyunu uyarmaya çalışan Caldicott ‘un yaptığı tartışmalar Türkiye için önemli argümanlar sunuyor.

Nükleer enerjinin bütün yönleri çok sayıda kaynağa dayanarak inceleyen ve hem Three Mile Island, hem de Çernobil kazalarını detaylı olarak anlatan kitap, tabii ki 2011’de meydana gelen Fukushima nükleer kazasını ele alamıyor. Öte yandan rakamları sürekli değiştiği (daha doğrusu nükleer reaktör sayısının ve enerji üretimindeki payının sürekli düştüğü), nükleer enerjinin mevcut durumuyla ilgili bilgilerin, hızla büyüyen yenilebilir enerjiyle ilgili rakamları ve nükleer silahlanmayla ilgili bazı gelişmelerin güncellenmesi gerekiyor.

Bu nedenle kitabı çevirmekle yetinmeyerek eskimiş veya tartışmalı görülen bilgileri editör notlarıyla güncelleme yolunu seçtik. Ayrıca Caldicott’un büyük bir öngörüyle Fukushima felaketinden 5 yıl önce tahmin ettiği deprem ve tsunami tehlikesinin ve kullanılmış atık havuzu felaketinin Fukushima’da nasıl gerçek hale geldiğini de yine notlarımızda hatırlatmaya çalıştık.

Ülkemizde neredeyse kırk yıl bulan santral kuracağız – kurdurmayacağız mücadelesine, Caldicott’un elimizdeki kitabının ışık tutacağını ve ufuk açacağını düşünüyoruz.

 

Gelecek Mi, Yoksa Sadece Nükleer Geçmişin Bir Tekrarı Mı?

 

ABD hükümeti IV. Nesil reaktörlerle ilgili öncülük ediyor. 2000 yılında Enerji Departmanı, aralarında Arjantin, Brezilya, Kanada, Fransa, Japonya, Güney Kore, Güney Afrika, İsviçre, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve-Avrupa ülkelerinin nükleer enerji ile igilenen konsorsiyumuolan- Euratom’un bulunduğu 11 üyeden oluşan “IV. Nesil Uluslararası Forumu’nu” (GIF) kurdu. Geride kalmamak için IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), 2001 yılında, Uluslararası Yenilikçi Nükleer Reaktör ve Yakıt Çevrimi Projeleri (INPRO) isimli benzer bir uluslararası forum başlattı ve kaynak sağladı. Bu oluşumda aralarında Arjantin, Ermenistan, Brezilya, Bulgaristan, Kanada, Şili, Çin, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, Güney Kore, Pakistan, Rusya Federasyonu, Güney Afrika, İspanya, İsviçre, Hollanda, Türkiye ve de Avrupa Komisyonu’nun da bulunduğu yirmi bir ülke bulunmaktadır. (Bu iki kurumun üyelerinden bazıları her ikisinde de yer alsa da Birleşik Devletler INPRO’yu Rusya’nın başlattığı bir girişim olarak gördüğü için katılmadı.)

 

Bu uluslararası konsorsiyumlar çok sayıda nükleer silah sahibi olmayan ülkeye nükleer silah yapmaları için teçhizat, uzmanlık ve araçlar sağlamaktadır. Bu tam anlamıyla akıl dışı bir fikirdir ancak hiç bir kamuoyu bilgisi, gözetimi ve kontrolü olmadan hızla yürümektedir.

 

  1. Nesil reaktörler o kadar pahalı olacak ki hiçbir ülke tek başına R&D’yi destekleyecek gerekli uzmanlığa ve fonlara sahip değildir. Bu yeni ve yaratıcı tasarımlar o kadar karmaşıktır ki 2030 yılına kadar tamamlanmanın uzağından yakınından geçmeyecek ve en erken daha olası bir tarih olan 2045’te tamamlanabilecekler-gezegeni tehdit eden küresel ısınma sorununa karşı bir şey yapmaları açıkça beklenmemektedir. Küresel ısınma şu anda yaşanıyor. Durum acildir ve derhal ilgilenilmelidir. Bu yeni reaktörler için ayrılan para, halihazırda var olan yenilenebilir enerji teknolojilerinin toplu üretimi için kullanılabilir, ve sadece bu yenilenebilir teknolojilerinin küresel ısınmaya neden olan gazların azaltılmasında olumlu etkisi olabilir. Bildiğimiz üzere nükleer yakıt çevrimi de küresel ısınmaya katkı yapmaktadır.

 

Ancak, nükleer endüstrinin içerisinde de hangi nesil reaktörlerle devam edileceği hakk