HaberlerSon Gelişmeleri Takip Edin

Yurt ismi çok manalı gelmiştir her zaman. Şu sıralar ise daha bir manalı geliyor aslında. Bir de zemin hazırlıklarının kısa sürmesi, taşınıp başka bir yerlere kuruluyor olması gerçekten cazip.

Geçtiğimiz yıl tanıdığım iki kişinin arazisi çeşitli sebeplerden istimlak edildi, bir arkadaşımın komşusu değişti ve yeni gelen kişi ilaç kullanmaya başladı. Ufak bir arazi ile başlangıç yapmaya kalkışan kırsal göçmenler fiyatların bir yılda fazla artması sonucu topraklarını büyütemiyorlar ve yetersiz alanda hayallerinden bekli de vazgeçmek zorundalar, bir de çok önemli bir olay oldu İmece Evi yandı. Yılların emeği, uğraşısı tüm engellere ve zorluklara rağmen başarılmış bir ev kış günü yandı gitti. Haberi öğrendiğim günden beri düşündükçe inanamıyorum, hepimiz benzer süreçlerden geçerek taşı taş üstüne koyarak, elimizde bir keser hayallerimiz uğruna yıllarca çiv çakıp toprak kazıyoruz, yağmur çamur demeden, soğuğa aldırış etmeden, çocuğumuzla, eşimizle dostlarımızla bir mücadele içindeyiz, üstelik tüm haksızlıklara, karşı çıkışlara rağmen. Gerçekten inanmak istemiyorum böyle bir yangına, fakat ne yazık ki oldu işte. Umarım tüm yaralar en kısa zamanda sarılabilir. Daha detaylı bir bilgi ve destek için aşağıda linki paylaşıyorum İMECE EVİ: https://www.facebook.com/groups/7294715933/

Hal böyle olunca aklıma çok masraf yapmadan ve tüm olumsuzlukların arasında boğulmadan, taşınabilir sistemler kurmanın daha doğru olacağına inanmaya başlıyor insan. Yurtlar bu gibi durumlar için gayet ideal çadırla aslında.

Uzun süreli konaklamaya müsait, dört mevsim konforlu bir yaşam sunan yüzyıllar boyunca test edilmiş başarılı yapılar. Yalnız Orta Asya kökenli yurtların Anadolu’ya uyarlanması gerekiyor. Bir tanım yapmamız gerekirse daire formunda inşa edilen kubbe çatılara sahip ahşap iskelet sistemi üzerine kıy ya da keçe kaplanmış çadırlar bunlar. Zeminleri su basması ve nem sorununu çözmek için yerden yükseltilen, ahşap tabakalar olabildiği gibi yığma taşlar da olabiliyor. Kaldırabileceğiniz kadar büyük taşları olabildiğince nizamlı bir şekilde toprağa döşüyorsunuz, mümkünse yağışların olduğu toprağın balçıklaştığı zamanlarda bu işlemi yapın. İş zor olacaktır ama taşlar zemine güzelce batarak oturmalarını tamamlayacaklardır.

Sonrasında sürpriz ile karşılaşmazsınız. Sonra kalan boşlukları dere çakılı, kum ve toprak karışımı ile bir kat kapatıyoruz, farklı boyutlardaki taşlar ile yaklaşık tüm zemini aynı seviyeye getirmemiz gerekiyor. Sonrasında ise bol çakıl, biraz üstünde tepinmek, yağmurun yağması, biraz toprak, biraz üstünde tepinmek, yağmurun yağması gibi bir sıralamayı takip edeceksiniz. Tanıdık traktörü olan bir köylü arkadaşınız var ise koca taşları attığınızda üzerinde biraz traktörle gezmesini rica edin. Bu işlem taşların kaymasına ve bozulmasına sebep olacak ama, çamurun içine taşları öyle bir batıracak ki o taşlar bir daha hareket etmeyecek. Tüm bu süreci hızlandırmak istiyorsanız mevsimleri beklemek yerine uygun kıvama ulaşıncaya kadar toprağı sulamanız gerekiyor. Başlangıç için bir tanker su yeterli olacaktır. Bir gün önceden zemini sulayacaksınız ve ertesi gün işe başlayacaksınız. Zemindeki durum taş kullanılacaksa böyle. Yazın gelmesi ile üstteki sıkışmış toprak iyicene kuruyacak ve bir daha ıslanmadığı için gayet sağlıklı olacaktır. Geleneksel yurt zeminleri yağış alan bölgelerde böyle yapılmaktadır. Eğer daha kurak bir yerde yaşıyorsanız su taşkınlarının olmayacağından emin olduğunuz bir alana direk yurdunuzu kurmaya başlayabilirsiniz. Ben tavsiye etmiyorum. Anadolu bozkırdan şimdilik daha fazla yağış almaktadır.

Yurtların en büyük sorunları da bu yağıştır zaten. Öyle tek kat keçe ile yurt yaparsanız başınıza dert alma ihtimaliniz çok yüksektir. Ahşap zeminler ise metal bacaklar ve iskelet üzerine kurularak yerden yükseltilebilir. Metal kullanmak istemezseniz bacakları ve iskeleti ahşap ta yapabilirsiniz. Burada zemine çakılacak bacaklar metal ise bir peynir tenekesi hacminde toprağa çukur kazılmalı ve taş beton karışımı ile metal bacaklar bu çukurlara gömülmeli. Gömmek istemiyorsanız beton ayakkabının yüzey alanını genişleterek toprağa batmamasına çalışmalısınız. Bacaklar ahşap olacak ise toprak ile buluştukları yer yine de metal olmalıdır. Uçları yakılmış meşe kazıklar beş yıl gibi bir süre sonra güçlerini kaybetmeye başlarlar. İlle de yapacaksanız ya reçinesi bol ve özlü çamlar yada özlü meşe kazıklar kullanarak atık yağ ile bu kazıklara iyi bir banyo yaptırmanız gerekir. Yerden yükseltilmiş zeminler altları boş olduğunda yani metal ve ahşap iskeleler kullanıldığında ısı yalıtımı sorunları ortaya çıkarırlar. Altlarından sürekli devam eden hava akımı malzemeler için sağlıklı olsa da yapının tüm ısısını dışarıya alıp götürür. Yapay yalıtım kalıtım katmanları ise genellikle bina mantolamalarında olduğu gibi nefes almayan malzemelerden imal edilirler. Ahşap ve metal nefes almayan bir malzeme ile buluştuğunda çok hızlı küf, mantar ve dolayısı ile çürüme yaparlar. Bu konu sonrada çözebileceğiniz bir konu değildir. Planlamayı baştan yapmanız gerekir. Bir çözüm olarak zeminin etrafı taşlar ile örülebilir, toprak ve taş malzeme ile yığma geçirimsiz rüzgar engelleri inşa edilebilir.

Böyle bir durum da bile üzerine bastığınız zemini sağlam yapmanız gerekir çünkü sizin için sevimsiz olsa bile haşerat ve diğer doğa canlıları için nemli, karanlık ve serin bir yuva yapmış olursunuz. Belki bir kaç kat ahşap kaplama malzemesi ile bu sorun bertaraf edilebilir. Başka bir çözüm ise zemini müdahale edebileceğiniz kadar yüksek yapmaktır. En az 50cm.’lik bir yükseklikte inşa edeceğiniz bir zemin yer bahar döneminde temizlenebilir, kireç, kükürt gibi doğal kovucular ile haşerattan arındırılabilir. Ahşap zemin yapmayı düşünüyorsanız kesinlikle saz ve benzeri malzemeleri zeminin içine hapsederek bir yapı inşa etmemeniz gerekiyor. Alttan ve üstten kapatılmış içi saz veya başka bir malzeme ile doldurulmuş yapı elemanlarına müdahale edemezsiniz. İçerisi börtü böcek dolabilir. Hasırı bir kilim gibi üste döşemelisiniz, halılar ve kilimler ile daha sonra istediğiniz kadar katman oluşturabilirsiniz. Bir inşanın en önemli parçası zeminleridir. Hatta en pahalı kısımları da bunlardır. Yapılarda ki en zor görevi üstlenirler, genellikle kimsenin gözü zeminleri görmez, rutubet, su baskınları, soğuklar, böcekler ve diğer sevimsiz sorunlar ile tek başlarına yarısı toprağın altında yarısı üstünde uğraşır durur zavallılar. Tüm kurgu zeminlerin üstünde olduğundan sonradan müdahaleleri çok zordur. Yoğun yağışlı bölgelerde veya su baskını ihtimali olan arazilerde yağmur hendekleri ve zemin su tahliye boruları ile işinizi garantiye almanız hayırlı olur.

İnşa edeceğiniz yurdun ne kadar büyük olduğunun hiç bir önemi yoktur zeminler değişmez, boyutları küçüldükçe imal süreleri kısalır o kadar. Bu arada arazide yaşamayı planlıyorsanız bence en azından bir çadır büyüklüğünde yurdu arkadaşlarınızla kendi başınıza imal etmekten keyif alabiliyor olmalısınız. Hayvancılık, veya diğer uğraşılar, hatta kışlık odun kesimi bile yurt yapımından daha zorlu rutinlerdir. Yaptığınız yurdun içinde yaşamanız gerekmiyor, yurtlar çok iyi birer depo, hayvan barınağı, atölye ve diğer yararlı yapılar için ideal çadırlardır. Zemin konusu muhtemelen bu kadar. Yapacak olanlar karşılaştıkları sorunları benimle paylaşabilirler.