Kategori: Eğitim Serisi
Sayfa Sayısı: 80
Fiyatı: 10
Yıl: 2014

İnceleme

Ekofobiyi Aşmak

Doğa Eğitiminde Kalbin Yeri


David Sobel, , öğretmenlere ve ebeveynlere çocukların doğal yatkınlıklarına hitap eden çevre eğitimi stratejileri sunmaktadır. Kitabın anlaşılır bir şekilde ortaya koyduğu gibi; çocuk gelişiminin farklı aşamaları dikkate alındığı taktirde, farklı yaş gruplarındaki çocukların algısal becerilerini ve psikolojik ihtiyaçlarını göz önünde tutan, uygun çevre aktiviteleri ve erişilebilir ekolojik kavramlar bulunabilir.


Buradaki püf nokta, dünyanın içinde bulunduğu sıkıntıların yükünü çocukların omuzlarına bindirmeden önce, onların kendi evlerinin civarındaki doğa ile yakın bir ilişki kurmasına izin vermektir. Çocuklar fiziksel ve duygusal olarak doğa ve “çevre” ile aralarında bir bağ hissettikten sonra olguları araştırma ihtiyacını zaten kendiliğinden hissedecek ve hem geçmiş nesillerin bıraktığı yaraları sarmayı, hem de gelecek için uygulanabilir, sürdürülebilir pratikler ve politikalar geliştirmeyi görev edineceklerdir.



David T. Sobel, Antioch New England Fakütesi’nde Eğitim Bölümü öğretmen sertifikasyon programları direktörü ve Çevre Eğitimi Merkezi’nin Eş-direktörüdür. Harrisville Çocuk Merkezi’nin kurucularından olan Sobel çeşitli devlet okulları ve özel okulların yönetim kurullarında yer almış ve Encounter: Education for Meaning and social Science dergisinin yayın kurulu üyesidir. Yayınlanmış kitapları arasında Children’s Special Places ve Mapmaking with Children: Sense of Place Education for the Elementary Years yer almaktadır. Temel ilgi alanları gelişimsel aşamalara uygun bilim, sosyal bilim ve çevre eğitiminin teşvik edilmesidir. Eşi ve iki çocuğuyla New Hampshire’ın güneybatısındaki Monadnock bölgesinde yaşamaktadır.


İÇİNDEKİLER



SUNUŞ 13

GİRİŞ 17

ÇARE ARAYIŞI 21

ÖNEMLİ OLAN ŞEY 27

DOĞRU YER VE DOĞRU ZAMAN:

GELİŞİM AŞAMALARINA UYGUNLUK 33

EMPATİ: HAYVAN DOSTLAR EDİNMEK 37

KUŞ OLMAK 39

KAPLAN KAPLAN IŞIL IŞIL YANAN 43

İÇİMİZDEKİ AMAZON 47

KEŞİF: PEYZAJI ÖĞRETMEK 51

SU HAVZASI BİLGELİĞİ 55

DERE BAKIMI 57

DERE TAKİP ETMECE 59

TOPLUMSAL EYLEM: MAHALLEYİ KURTARMAK 63

ÇDÇ: ÇEVREYE DUYARLI ÇOCUKLAR 67

KALELER 69

BENLİKLE VE TOPLUMLA BAĞ KURMAK 73

ZAMAN VERMEK: DOĞA İLE İLİŞKİYE İZİN VERMEK 77




SUNUŞ



Türkiye’de sanılanın aksine, dünya tarihçileri Yeniçağ’ın başlangıcı olarak, Kolomb’un Palos Limanı’ndan demir aldığı 1492 yılını seçmişlerdir. Kolomb’un baharat ve altın diyarına kestirme bir yol bulma sevdası, O hiçbir zaman bilmese de, onu ve insanlığı ‘yeni’nin peşine düşme dünyasına, yani modern dünyaya ulaştırmıştı.

Bu yeni/modern dünya, 200 bin yıllık Homo Sapiens’in geçirdiği evrelerle kıyaslanmayacak kadar kısa bir sürede, bizi şimdi içinde bulunduğumuz teknoloji-bilişim dünyasına taşıdı. Bu yeni dünya tabii ki getirdiği teknoloji harikalarıyla hepimizi heyecanlandırdı/heyecanlandırıyor. Günlük hayatımızın işleyişi değişti. Uçmak gibi yüzlerce yıllık bir hayal, sıradan yolculuklar için bile mümkün oldu. İnsanlığın bu dev adımları, alıp onu, gıptayla bakılan, romantizm kaynağı, değişimleriyle duygu dünyamızı etkileyen Ay’a kadar götürdü.

Gerçekten 1969 yılındaki bu dev adımla, insanlık sevinçli bir heyecana kapıldı. Sınırları konusunda, kendini Kant’ı şaşırtabilecek hayallere kaptırdı.

Uzay seyahatleri sayesinde dünyanın fotoğrafları ile tanıştık. Bu fotoğraflarla, ulaşılması bir ömür alan, masallarla bezenen, uzak diyar diye tabir edilen; okyanusların, kıtaların ilk defa gözümüzde sınırları çizildi.

Hemen arkasından bu sınırlı mavi kürenin ne kadar hızla kirlendiğini hissetmeye başladık. Deniz alır götürür deyişleri, götürecek bir yer olmadığını fark etmemizle, unutuldu, dilimizden çıktı, gitti. Çok kısa bir süre sonra ise, gezegendeki bazı kirlilik vakalarının geri döndürülemez boyutlara ulaştığını öğrendik. Küresel iklim değişikliği, ozon tabakasının delinmesi, Amazon Ormanları’nın yok oluşu, nesli tükenen türler, genetiği değiştirilen organizmalar ve dahası.

Toplumun büyük kesimi, günlük hayatın koşuşturması içinde, bu küresel meselelere duyarsız kalırken, önemli bir kesimi ise ‘bir şey yapmalı’ diyerek, harekete geçti.

Bu kesim arasında özellikle öğretmenler dikkat çekiyor. Dünyanın her tarafında, çevre aktivistleri arasında öğretmenler, organizasyon yetenekleri, hitabet güçleri ve kişilerin/toplumların psikolojik durumlarını çabuk kavrama yetenekleri ile azımsanmayacak bir oranda temsil ediliyorlar. Başta bu öğretmenlerin çabası ile, küresel ekolojik felaketlerin, okullara ve zamanla müfredata girmesi, yeni nesillerin yeni kavramlarla ve sorunlarla tanışmasıyla sonuçlandı.

Ekofobi kavramıyla da böylece tanışmış olduk.

Yakın çevresinde küçük çocuk olan şehirliler, bu çocukların doğayla aralarında herhangi bir bağ olmadığını, dikkatle bakarlarsa hemen fark ederler. Bu kopuş zaman zaman rasyonalitesini kaybeder; kara sinekten korkan çocuklar gibi. Dalından bir meyve koparıp yemeyi reddeden, marketten satın almayı tercih eden çocuklar gibi. Doğadan bu kopuş