1 Ocak 2019

Aslı Kılıçaslan

 

Sevgili anne babalar ve eğitimciler,

Gökkuşağı Ağacı’nı 2008 yılında anaokulu öğretmenliği yaptığım yıllarda hem gruba hem de bire bir okumaya uygun, oyuncu bir kitap olarak yazdım. Her kitabı çocuklara göstermeden ve onlara kitabı okumadan önce, kendi içimden geldiği haliyle anlatmayı seviyorum. Bir çocuksak hayal dünyamızda kendi şekillendirdiklerimizle bağımız daha büyük olur. Masaldaki kral masaldaki kraldır sadece onu kitabın sayfalarında gördüğümüzde… Ama kralı görmektense kralı anlatıcıdan dinlediğimizde, her bir çocuğun kralı başka olacaktır…  Bu yüzden kitabı önce siz okuyun. Masalla bağ kurun. Ve zihninizden değil, kalbinizden geldiğince, önce anlatın..

Çocuklar aynı kitabı defalarca okumanızı ister, aynı giysiyi giymeyi, aynı yoldan yürümeyi, aynı oyunu oynamayı… Bir konuda derinleşip ustalaşıncaya kadar bu tekrar sürer gider… Bir masalı onlara defalarca anlatabilirsiniz. Kitabı okuma ve kitabın oyunlarını oynama aşaması daha sonra gelir. Oyunların ise tahmin edeceğiniz üzere neredeyse sonu gelmeyecek…

Kitabın metninin büyük harflerle basılmasını istedim. Çünkü: Çocuklar genellikle önce büyük harflerle tanışırlar. Kendi isimlerini ve anne babalarının isimlerini yazarken büyük harflerle başlarlar yazma serüvenlerine…

İlkokulun başlarında da büyük küçük harf ayrımına bir süre gitmezler. Bu yüzden ben de tıpkı çocuklar gibi baskıda büyük harfler kullandım…

Hangi kitap olursa olsun, bazen sadece okumakla kalmadan kitabı oynamak mümkün… Gökkuşağı Ağacı’nı da sadece okumak için değil, aynı zamanda oynamak için yazdım.

Çocuklar ve aslında her yaşta hepimiz, önce yüzlere ve yüzlerdeki duygu yansımalarına dikkat ederiz. Bu yansımalar karşı tarafın duygusunun bize geçmesine, yani yaşayacağımız duygunun şekillenmesine neden olabilir. Bu bağlamda karakterin yüzünün net çizilip mimik ve duygu akışı olmasının aksine, her çocuğun ihtiyacı olan ya da yaşadığı duyguya göre çocukların hayal dünyalarında farklı şekillensin istedim. İşin güzel kısmı ise, her seferinde bu ihtiyacın ve yüzün iç dünyalarında değişecek olması…

Bireysel ya da grup okumalarında kitabı okurken soru sormamayı önemsiyorum. Çocukların dinlerken bölünmemesini, masalın içinde kalabilmelerini duygusal ve bilişsel gelişimleri adına değerli buluyorum.

Ama oynamak! Oynamak bambaşka…

Bir varmış bir yokmuşla başlayıp çıkılan hayali bir yolculukta, hayali bir ormanda yürürken çocukların tonlarca farklı fikri olacak. Burada bölünmek söz konusu değil. Burada heyecan, hayal gücü, macera dolu yeni deneyimler var çocuklardan gelen…

Aşağıda paylaşmak istediğim kitaplarla yapılabilecek bazı öneriler var:

GokkusagiAgaci-on-kapak

 

Kitaba başlamadan önce…

Her kitabı elime ilk aldığımda, çocuklarla kapak resmini inceliyoruz.

  • Bu kitabın adı ne olabilir?

Her çocuğun fikrini tek tek alabiliriz ve sonunda kitabın adını söyleyebiliriz.

  • Bu kitap ne anlatıyor olabilir?

Her çocuğun fikrini tek tek alabiliriz. Bu fikir almalar sırasında çocukların bütüncül gelişimi ve sanatsal bakış açısı için sihirli bir kelime var: “OLABİLİR”

vb sorulardan sonra yayınevi ve yazar bilgisini paylaşıp kitabı okumaya başlıyorum. Bazı çocuklar kitabın arkasına yazarın nasıl biri olduğuna bakmak istediğinde bu alışkanlık beni mutlu ediyor.

 

Kitabı okurken…

Bence bölünmeyin…

Olur da çocuklardan yorum gelirse -hmmm -olabilir -evet vb. yorumsuz cevaplarla dinleyebiliriz elbette…

 

Kitabın sonunda…

 

Ben her kitabın arka kapağını çevirdiğimde, bir varmış bir yokmuşla başlayan masal ya da hikayeyi, burada da masal/hikaye vb. bitmiş diyerek bitirmeyi tercih ediyorum.

  • Sen olsan nasıl bir ağaçla karşılaşmak isterdin?
  • Her rengi nerelerden topladığı, başka nelerden toplayabileceği konuşulabilir.
  • Sence kırmızı rengi nelerden toplayabilir? (Tüm renkler için sorulabilir.)
  • Sence oyuncağı hangi malzemeden yapılmış? v
  • Bir başka gün gökkuşağının renklerini temsil eden giysilerden edinebiliriz veya okumaya başlamadan önce ya da okurken sırası geldikçe bu giysileri giyebiliriz (kırmızı şapka, turuncu gözlük, sarı atkı, yeşil kazak, mavi kemer, lacivert pantolon, mor çorap).Turuncu gözlük bulamazsak turuncu kartondan gözlük çerçevesi kesip mevcut bir çerçeveye yapıştırabiliriz.
  • Kitabı okurken, kitaptaki çocuğun, gökkuşağı ağacı şarkısını mırıldandığı yerlerde biz de hep birlikte bu şarkıyı söyleyebiliriz.
  • Çocuğumuzdan/öğrencilerimizden gözlerini kapatmalarını, ağaçlardaki giysileri ya da giydiysek üzerimizdeki giysileri hayal edip önce bunların sırayla hangi giysiler olduklarını anlatmasını, sonra gökkuşağının renklerini saymasını isteyebiliriz. Şarkı bize bu konuda yardımcı olabilir…

 

Kitabın oyununu oynarken…

 

  • Her oyunun bir başlangıcı, süreç / gelişme bölümü ve bitişi / sonu olması önemlidir.

Ben bir varmış bir yokmuşla başlayıp gideceğimiz yeri söylemeyi seviyorum. Garipliklerle dolu bir ormana gideceğiz, neyle gidelim?

Çocuklardan biri uçak derse, hepimiz uçağa biniyoruz…

Tek tek her birinden fikrini alıp o taşıta biniyoruz ve en sonunda hareketlerimizi sakinleştirmek ve yavaşlatmak adına hep balon diyorum ve yavaşça süzülüyoruz… Balon yavaşça ormana iniş yapıyor… Ve masal da başlıyor.

  • Kah çalıların arasından, kah derelerden, kah göllerden geçiyoruz. Ağaçlarla karşılaştıkça hayali şapkalarımızı atkılarımızı çoraplarımızı alıyoruz.

Ormanda ilerlerken çocuklardan gelen eşsiz fikirlerle yaşadığımız maceralar da cabası… Bazen arı sokuyor, bazen ayı kovalıyor…

Yolda su sesi, yaprak çıtırtısı, dalları birbirine vurma vb. sesleri de kullanarak ritmik tekrarlar yapabiliriz mesela. Ben bu ritmik anlar için, malet kullanmayı çok seviyorum. Çocuğun çıkardığı sesleri tekrar edebiliriz; Örneğin, damlayan su damlasının “tıp tıp tıp, tıp tıp tıp” seslerini çocuklarla birlikte uygun bir müzik aleti, malet ya da bedemizle aynı ritim kümesiyle tekrarlayabiliriz…

  • Çocuğun yatağına yatıp uyuduğunu canlandırırken tek tonlarla ya da kalimba ile bir uyku müziği yapabilir ya da söyleyebiliriz… Gökkuşağı oyuncağımız ritim çubuklarımız (maletler) olabilir. Ritim çubuklarını oyun boyunca yanımızdan ayırmadan, masalın içindeki ritmik bir şekilde taklit edebileceğimiz sesleri, çubukları uygun ritimle birbirine vurarak da çıkarabiliriz. Gökkuşağı için renkleri çubuklarla toplayabiliriz. Rengini topladığımız nesnenin, canlının vb. ismini, çubukları nesneye, yere ya da birbirine vurarak ritimlendirebiliriz. Canlandırmanın sonunda tüm çubukları gökkuşağı şeklinde yere sırayla dizebiliriz.

 

Oyunun sonunda…

  • Masalın resmini yapabiliriz.
  • İstediğimiz doğal malzemeleri kullanarak hayalimizdeki gökkuşağı ağacı oyuncağını yapabiliriz.
  • Kendimize Gökkuşağı Ağacı masalındaki giysiler için kostümler hazırlayabiliriz.
  • Yeni ağaçlar hayal edip, sohbet edebiliriz.
  • Yeni rüyalar ve yeni olay örgüleri ya da yeni hayali ağaçlar hakkında fikir üretebiliriz.

 

Sizin oyununuz ve hayatınızdaki çocuklardan

nice yeni yaratıcı fikirler doğması dileklerimle…

Sevgiler

Gökkuşağı Ağacı kitabını satın almak için https://yeniinsanyayinevi.com/kitaplarimiz/gokkusagi-agaci/