ORMANCILIĞIMIZ ve ORMANLARIMIZ ÜZERİNE “SESSİZ” TARTIŞMALAR

“Orman yangınlarına müdahalede lider ülkeymişiz…”

Doç. Dr. Yücel Çağlar

Orman yangınları söz konusu olduğunda, kısacası açıklamaya çalıştığım bu nedenlerle, ülkeler ya da bölgeler yahut iller ile yıllar arasında karşılaştırmalar yapmak pek de anlamlı değildir. Olmadığı içindir ki kitapçıkta yer verilen şu görseldeki açıklamaların da anlamı yoktur:

Alakarga-1900-1

Bu gerçek, Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM) verilerinden yararlanarak oluşturduğum aşağıdaki çizelgeler ile çizgede açıklıkla görülüyor:

Alakarga-1900-2

Aynı yaklaşımla bir de en fazla/en az yangın çıkan ile orman ekosistemi varlığı en fazla/en az zarar gören beşer ilimize bakalım:

Alakarga-1900-3

Şimdi, bu çizelgeler ile çizgenin sergilediği görünümlerden hareketle;

  • OGM’nin orman yangınlarıyla savaşımda, başta 2008 olmak üzere 2013 ile 2017 yıllarında hiç de başarılı olmadığı;
  • Orman yangınlarını önlemede “en başarısız” olunan illerin Antalya, Muğla, İzmir, İstanbul ile Hatay Mersin, Kütahya ile Diyarbakır; buna karşılık “en başarılı” olunan illerin ise Artvin, Adıyaman, Uşak, Konya ile Çankırı;
  • Orman yangınlarını söndürmedeyse “en başarısız” olunan illerin Antalya, İzmir, Mersin, Kütahya ile Diyarbakır; “en başarılı” olunan illerin ise Yozgat, Giresun, Edirne, Konya ile Çankırı

olduğu mu savlanacak? Savlanacak olursa eğer, bu, “sapla samanı karıştırmak” olmaz mı? Bence, olur!

Kitapçıkta yer verilen bir başka sav ise çok daha gülünç – acıklı- bence şu*: “Son 10 yıllık verilere göre 2018 yılında yanan alanlarda %63 azalma sağlanmıştır.” Hani derler ya; “ya sayı saymasını bilmiyorsun ya da dayak yememişsindir” (!). Bence “dayak yemeyi” bir yana koyarsak, “sayı saymasını”, özellikle de sayılarla kandırıkçılık yapmayı benden (!) çok daha iyi bildikleri anlaşılıyor. Açıklamada sözü edilen “son on yıllık” dönem 2009-2018, dolayısıyla “önceki son on yıllık” dönem de 1999-2008 olsa gerek. Gerçekten de öyleyse eğer, buradaki bir “uyanıklık” çabasına dikkatinizi çekeyim: 2008 yılında çıkan 2135 yangında zarar gören tam 29,7 bin hektar orman ekosistemi önceki 1999-2008 dönemine kaydırılarak bu dönemin toplamı artırılmıştır iyi mi?

*Biliyorum, kimi okur; – Çok da önemli değil canım… diyecektir ama bence bu çok önemli yanılsamalara “orman vasfını yitirme, vb” yol açabilen bir söylem: Orman yangınlarında yanan “alan” değildir; zarar gören orman ekosistemini oluşturan bitki örtüsü, yabanıl hayvanlar vb’dir!

Yazarımız Doç. Dr. Yücel Çağlar’ın yayınevimizden çıkan Ormanların Gümbürtüsü kitabını buradan inceleyip, satın alabilirsiniz.