Romanı dün akşam bitirdim. Biliyorum, sevgili Oya Akçizmeci, “Ümit Penceresi“nin üzerinde epeydir çalışıyordu. Sonuç; mükemmel! Bir dönemi her şeyiyle ortaya koyan, samimi, ayrıntıları atlamayan, bilgi yüklü bir roman. Severek okudum. Mekanları, kişileri gözümde canlandırmakta zorluk çekmedim. Sanıyorum, Akçizmeci’nin ilk romanı. Ama hiç de bir “ilk roman” gibi değil. Bunda öğretmenliğinden gelen yazma ve gözlemleme yeteceğinin olduğunu hissettim. Oya Hanım’ın yeni romanlarını dört gözle bekleyeceğim. Kendisine buradan sevgilerimi ve teşekkürlerimi gönderiyorum. Henüz okumayanlar için kitabın arka kapak yazısı ipuçları veriyor: 
Cumhuriyet’in ilk yılları. Bütün ülkede bir seferberlik hâli. Öğretmenler iş başında. Yurdun dört bir yanına büyük bir aşkla yayılıp ülkeyi medeni ülkeler seviyesine çıkartmak için canla başla çalışıyorlar. Ümit Penceresi, İstanbul’da yaşarken bu ülküyle kendini memleketine adamış, trenle Anadolu’yu kat edip özveriyle çalışmış, büyük başarılar elde etmiş genç bir kadının hikayesi. Yüz yıllarca ihmal edilmiş kadınlar, evlerinde oturmaya mahkum edilmişken Cumhuriyet’le birlikte müthiş bir özgüven ve başarı hırsıyla kolları sıvamışlar. Öte yandan aileler aynı aileler. Gelinler, damatlar, çocuklar; büyük ve geniş ailelerden yavaş yavaş çekirdek ailelere evrilen sancılı yıllar. Büyük aşklar da yaşanıyor, büyük ızdıraplar da. Aileler dağılıyor, aileler parçalanıyor ve bildik sorunlar, geleneksel, kadim dertler insanların peşlerini bırakmıyor. 

-Osman Balcıgil