Milliyet Gazetesi’den İhsan Dindar, yayınevimiz ile iş birliği yaparak Macarca eserlerin Türkiye’deki okurlara ulaşmasını sağlayan Macaristan Başkonsolosluğu Kültür Ataşesi Balazs Szöllössy ve Macar Kültür Merkezi Müdürü Gabor Fodor ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdi. Mülakatta Szöllössy, yayınevimizin Macar edebiyatını tanıtmadaki katkılarını anlattı. Röportajı sizlerle paylaşıyoruz:

 

Öncelikle burasının çok güzel bir mekan olduğunu belirtmek isterim. Daha önce de defalarca ziyaret etmiştim. Beni burada ağırladığınız için teşekkürler. İlk sorum Macar Kültür Merkezi hakkında bugüne kadar pek bir bilgi sahibi olmayanlar adına olacak. Gabor Bey dilerseniz merkezin tarihçesiyle başlayalım.

Gabor Fodor: 2000’lerde Macaristan’da bir enstitü kuruldu. Sonrasında dünyanın farklı yerlerinde bulunan Macar Araştırma Enstitüleri ya da Kültür Enstitüleri bu kurumun içerisine entegre edildi. Ardından da bu kurum 2016 yılında Dışişleri Bakanlığı’na entegre edildi. Şu an 24 ülkede 26 tane Macar Kültür Merkezi bulunuyor. Hepsinin hikâyeleri ve tarihçeleri birbirinden çok farklı. İlk olarak 1895’te gayrı resmi olarak Roma’da kuruluyor. Orada yaşayan varlıklı bir Macar papaz tarafından kuruluyor. Sonrasında da Macar devletine hediye edildi. Ancak kurumsal manada Macar Kültür Merkezi, İstanbul’da açılıyor. 1916 yılında Birinci Dünya Savaşı devam ederken kuruluyor. Savaş boyunca bir bilim enstitüsü olarak faaliyet gösteriyor. Buraya özellikle arkeoloji, sanat tarihi ve İslam araştırmaları yapan saygın Macar araştırmacılar geliyor. İstanbul’un kent planlaması üzerine çalışmalar yapılırken Mondoros Mütarekesi’ndeki maddelerden ötürü Macarlar Türkiye’den ayrılmak zorunda kalıyor. Çünkü Osmanlı ile müttefik olan tüm Avusturya-Macaristan İmparatorluğu vatandaşlarının bu toprakları terk etmeleri gerekiyor. 1935 yılına gelindiğinde Mustafa Kemal Atatürk’ün isteği ile Ankara’da bir Hungaroloji Enstitüsü kuruluyor ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’ne dahil ediliyor. Şu anda da ana bilim dalı olarak faaliyetlerini sürdürüyor. 2013 yılında ilk olarak Taksim’de daha sonra şu an bulunduğumuz yerdeki şubemiz dolayısıyla bu geleneğin bir devamı niteliğinde.

Yani aslında kökü 104 yıl öncesine dayanan bir hikâye bu…

Gabor Fodor: Kesinlikle öyle.

Türk-Macar ilişkileri elbette Osmanlı’dan çok çok daha eski dönemlere dayanıyor. Ama ben o kadar da geriye gitmeden Türk Modernleşmesinde Macar isimler önemli bir yer tutuyor. Örneğin bugünkü manada bir itfaiye teşkilatının kurucu bir Macar kontu…

Gabor Fodor: Çok iyi bir noktaya değindiniz. Birkaç gün sonra İstanbul İtfaiye Müzesi’nde İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile birlikte Kont Szchenyi için yapılmış bir anma plaketinin açılışını gerçekleştireceğiz. Aynı zamanda Kont Szchenyi’nin İstanbul ve Macaristan’daki faaliyetleri hakkında bir kitap yayınladık. Pek çok ortak noktamız var. Biz de Macar Kültür Merkezi olarak bu noktalara değinmek istiyoruz. Türkiye’deki insanların Orta Asya’daki ortak köklerimiz veya Osmanlı dönemindeki ilişkilerimize dair bazı bilgiler var ama sonraki dönemlere dair önemli isimler hakkında bilgiler sınırlı. Örneğin 1848 Macar İhtilali sonrası çok sayıda Macar asker göç edip Osmanlı ordusuna katılıyor. Kars’ın Ruslara karşı savunulmasında büyük mücadele veren isimler oluyorlar. Bu yıl içinde Kars’taki müzede onlara ithafen bir sergi açacağız.

Balazs Szöllössy: Bu noktada ben de bir katkı yapmak istiyorum. Türkiye’deki Macar izlerini topladığımız bir websitemiz de mevcut. Okurlara da bu siteyi incelemelerini tavsiye ederiz. turkmacarizi.com sitemizin adı.

 O halde yavaş yavaş Macar Kültür Merkezi’nde bulunan sergilere de gelelim. Kütüphane ve sinema salonunun yanı sıra iki de sergi salonu bulunuyor. Pandemi sürecini ayrı tutarak soruyorum çünkü ona da geleceğiz, burada ne tür sergiler gerçekleşiyor?

Gabor Fodor: Bahsettiğiniz bu yer değişikliğinin ardından ki sizin de söylediğiniz gibi ilk olarak İstiklal Caddesi’ndeydi merkezimiz; Başkonsolosluğumuz ile birlikte buraya, Kağıthane’deki yerimize taşındı. Bize daha geniş fırsatlar sunabilecek bir yere taşındık. Birer ay arayla iki farklı sergi açıyoruz. Tarihsel sergilerden fotoğraf sergilerine kadar, çağdaş sanattan video sanatına kadar, çocuk edebiyatı, illüstrasyonlara ve burada da şu an bulunan mimari konulara kadar geniş bir yelpazede sergilerimiz oluyor. Yani konsantre olduğumuz tek bir konu yok. Macar Kültürü’nü, ki bu çok geniş bir kavram, bunun hepsine dokunmak ya da fırsat vermek istiyoruz.

Balazs Szöllössy: Tabii gündeme de bağlı olarak çalışıyoruz. Bienallerin yan etkinliği olarak, ona bir cevap vererek sergiler hazırlıyoruz. Şu an mesela Tarihi Erdel Elçilik Binası hakkında bir sergimiz devam ediyor.

“Kağıthane’yi İstanbul Kültür Haritası’nda bir yere koyma niyetindeyiz”

Biraz da ondan bahsedelim. Bu röportajı gerçekleştirdiğimiz sergi salonunda şu an Tarihi Erdel Elçilik Binası sergisi gerçekleşiyor. Röleve çalışmalarının yanı sıra çeşitli fotoğraflar da bu alanda sergileniyor.

Gabor Fodor: Evet, Balazs Bey’in de dediği gibi geçtiğimiz yıl Tasarım Bienali ile paralel olarak burada Genç Macar tasarım sanatçılarının eserlerini tanıttık. Örneğin Fotoğrafla alakalı genel bir etkinlik varsa ona da katılım sağlamaya çalışıyoruz. Biz aslında insanların Kağıthane’ye ayaklarının alışmasını da istiyoruz. Çünkü burası daha önceleri kültür sanat açısında pek bilinmiyordu. Ama İstanbul’un her yeri gibi burası da çok değişti.  Buradaki değişimi herkes rahatlıkla gözlemleyebilir. Yemyeşil bir parkın tam karşısındayız. Kağıthane’yi İstanbul Kültür Haritası’nda bir yere koyma niyetindeyiz. Bildiğim kadarıyla bu bölgenin ilk ve tek yabancı kurumuyuz.

Balazs Szöllössy: Aslında Taksim’den Dolapdere’ye doğru bir kayma söz konusu kültür sanat mekânlarında. Biz de bunun en uç noktasındaki yeriyiz. Mekân hakkında konuşurken ben kütüphanemize de değinmek istiyorum. Bu da bizim için çok önemli bir nokta. Türk-Macar ilişkilerini dair çalışmaların, Türkçe-Macarca edebi eserlerin kaynak noktasıyız. Yani Macar Kültürü’nü merak eden herkesi kütüphanemize bekliyoruz.

Balazs Szöllössy: Bu noktada ben de bir katkı yapmak istiyorum. Türkiye’deki Macar izlerini topladığımız bir websitemiz de mevcut. Okurlara da bu siteyi incelemelerini tavsiye ederiz. turkmacarizi.com sitemizin adı.

 O halde yavaş yavaş Macar Kültür Merkezi’nde bulunan sergilere de gelelim. Kütüphane ve sinema salonunun yanı sıra iki de sergi salonu bulunuyor. Pandemi sürecini ayrı tutarak soruyorum çünkü ona da geleceğiz, burada ne tür sergiler gerçekleşiyor?

Gabor Fodor: Bahsettiğiniz bu yer değişikliğinin ardından ki sizin de söylediğiniz gibi ilk olarak İstiklal Caddesi’ndeydi merkezimiz; Başkonsolosluğumuz ile birlikte buraya, Kağıthane’deki yerimize taşındı. Bize daha geniş fırsatlar sunabilecek bir yere taşındık. Birer ay arayla iki farklı sergi açıyoruz. Tarihsel sergilerden fotoğraf sergilerine kadar, çağdaş sanattan video sanatına kadar, çocuk edebiyatı, illüstrasyonlara ve burada da şu an bulunan mimari konulara kadar geniş bir yelpazede sergilerimiz oluyor. Yani konsantre olduğumuz tek bir konu yok. Macar Kültürü’nü, ki bu çok geniş bir kavram, bunun hepsine dokunmak ya da fırsat vermek istiyoruz.

Balazs Szöllössy: Tabii gündeme de bağlı olarak çalışıyoruz. Bienallerin yan etkinliği olarak, ona bir cevap vererek sergiler hazırlıyoruz. Şu an mesela Tarihi Erdel Elçilik Binası hakkında bir sergimiz devam ediyor.

“Kağıthane’yi İstanbul Kültür Haritası’nda bir yere koyma niyetindeyiz”

Biraz da ondan bahsedelim. Bu röportajı gerçekleştirdiğimiz sergi salonunda şu an Tarihi Erdel Elçilik Binası sergisi gerçekleşiyor. Röleve çalışmalarının yanı sıra çeşitli fotoğraflar da bu alanda sergileniyor.

Gabor Fodor: Evet, Balazs Bey’in de dediği gibi geçtiğimiz yıl Tasarım Bienali ile paralel olarak burada Genç Macar tasarım sanatçılarının eserlerini tanıttık. Örneğin Fotoğrafla alakalı genel bir etkinlik varsa ona da katılım sağlamaya çalışıyoruz. Biz aslında insanların Kağıthane’ye ayaklarının alışmasını da istiyoruz. Çünkü burası daha önceleri kültür sanat açısında pek bilinmiyordu. Ama İstanbul’un her yeri gibi burası da çok değişti.  Buradaki değişimi herkes rahatlıkla gözlemleyebilir. Yemyeşil bir parkın tam karşısındayız. Kağıthane’yi İstanbul Kültür Haritası’nda bir yere koyma niyetindeyiz. Bildiğim kadarıyla bu bölgenin ilk ve tek yabancı kurumuyuz.

Balazs Szöllössy: Aslında Taksim’den Dolapdere’ye doğru bir kayma söz konusu kültür sanat mekânlarında. Biz de bunun en uç noktasındaki yeriyiz. Mekân hakkında konuşurken ben kütüphanemize de değinmek istiyorum. Bu da bizim için çok önemli bir nokta. Türk-Macar ilişkilerini dair çalışmaların, Türkçe-Macarca edebi eserlerin kaynak noktasıyız. Yani Macar Kültürü’nü merak eden herkesi kütüphanemize bekliyoruz.

“Türkiye’ye Bela Bartok sürprizi”

Yanlış hatırlamıyorsam geçmişte de bunu gerçekleştirmiştiniz. Tekirdağ ve Kütahya gibi kentlerde de faaliyetlere imza atmıştınız…

Gabor Fodor: Evet, örneğin geçtiğimiz hafta Osmaniye’deydik. Ünlü Macar müzikolog Bela Bartok’un 1936’da Osmaniye’de yaptığı derleme turuna ithafen bir çekim gerçekleştirdik orada. Çünkü 26 Eylül, Bela Bartok’un ölümünün 75. yıldönümü ve dünyadaki tüm Macar Kültür Merkezleri’nin ortak faaliyeti olarak bir anma düzenlenecek. Londra’dan Pekin’e kadar farklı farklı etkinlikler düzenlenecek. Örneğin Bela Bartok’un Londra’da bulunan bir heykelinin önüne çelenk konulacak ardından da flashmob tarzında bir etkinlik gerçekleştirilecek. Pekin’deki merkezimiz yerel bir koroyla Çin Seddi’nde bir çekim yapacak. Biz de Osmaniye’de bulunan Bela Bartok Müzesi’nde bir etkinlik gerçekleştirdik. Bursa Etnomüzik Derneği ile birlikte bir kayıt gerçekleştirdik. Aynı zamanda 1936’da Bela Bartok’un bölgede ziyaret ettiği köylere yeniden gidip çekimler gerçekleştirdik.

Bela Bartok’un 1936 yılındaki bu gezisini Adnan Saygun, Ulvi Cemal Erkin ve Necil Kazım Akses ile birlikte gerçekleştiriyor. Türkiye’de müzik eğitimine de katkısı çok büyük oluyor. Az önce Londra’da bir heykeli olduğundan bahsettiniz. Türkiye için de böyle bir çalışma yapılsa ne güzel olurdu…

Gabor Fodor: Şu an düşüncelerimizi okudunuz. Bu konu hakkında da bazı çalışmalarımız var. Şimdilik sürpriz olsun.

Harika! Merakla bekliyoruz. O halde Bela Bartok ve müzik bahsimizden sizin Youtube projelerinize geçmek istiyorum. Az önce üstünde biraz geçtik ama daha detaylı neler söyleyebilirsiniz bu kanalınız hakkında?

Balazs Szöllössy: Bu pandemi süreci bize başka imkanlar sağladı. Bu tip çevrimiçi etkinlikler yapabildik. Kalıcı şeyler üretmeye çalışıyoruz. İlk başta tabii herkes “şimdi ne yapacağız?” diye düşündü. Ama şimdi dönüp bakınca görüyoruz ki eskisinden bile fazla şey üretmişiz.

Gabor Fodor: Hatta şu an Türk-Macar mutfağı arasındaki etkileşime değinecek bir Youtube video serisine başladık. Üçüncüsü yayımlandı. Türkçeyi çok iyi konuşan ve araştırmalarını Türk mutfağı üzerinde yoğunlaştıran bir Macar arkadaşımızla yapıyoruz. Yemekle ilgilenenlere mutlaka tavsiye ederim.

“Planlarımıza sadık kalarak devam ediyoruz”

Yavaş yavaş sona gelirken biraz da pandemi sonrası sürece değinmek istiyorum. Elbette bu kötü günlerin geride kalacağını varsayıyoruz. Normalde içinde bulunduğumuz bugünler yeni sezon sergilerinin açıldığı bir dönem olma özelliği taşır. Buna istinaden önümüzdeki hafta ve aylar için hazırladığınız sergiler var mı? Hatta 2021 için neler planlıyorsunuz?

Gabor Fodor: Planlarımıza sadık kalarak devam ediyoruz. Ama elbette bir takım değişiklikler de olacak. Örneğin son sergimizin açılışını çevrimiçi gerçekleştirdik. Ama sergi fiziki olarak da gezilebiliyor. Sergilerimizin çevrimiçi olarak gezilebilmesi için çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Şu anda hazırlık aşamasındayız. Birkaç hafta içerisinde hazır olacağını düşünüyorum. Önümüzdeki süreçte sergilerdeki çalışmaları çevrimiçi olarak görebileceksiniz. Macar Kültür Merkezi web sitesinden takip edilebilecek. Balazs Bey’in de az önce bahsettiği gibi filmler konusunda da bir takım çalışmalarımız var. Geçmişte Türkiye genelinde Macar mimarlarının projelendirdiği ancak inşa edilmemiş yapılara dair bir sergi açmaya hazırlanıyoruz. Aralık ayı için klasik müzik konserleri programlıyoruz. Çevrimiçi olacak şekilde Macar grupların konserlerine yer vermeyi hedefliyoruz.

Balazs Szöllössy: Çok görünür bir çalışma olmasa da Türkiye’deki klasik müzik öğrencilerine yönelik çalışmalarımız  var. Onları da sürdüreceğiz. Ünlü Macar besteci Zoltan Kodaly’nin kendi adıyla anılan ve müzik öğretimi için geliştirdiği metodu buradaki eğitmenlere sunuyoruz.

Gabor Fodor: Son olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ ile ortak bir kitap çalışmamız var. 1905 yılında İstanbul’da çekilmiş toplam 295 fotoğraf bulundu. 2017’de bir sergi kapsamında Macar Kültür Merkezi’nde o fotoğrafları göstermiştik. Daha önce Macarca kitabı çıkmıştı. Şimdi de Türkçe kitabını yayımlayacağız. Daha büyük çaplı bir sergi yapmayı da düşünüyoruz. Bu fotoğrafların özelliği o dönem renklendirilmiş olması. Yani günümüzdeki teknolojiyle yapılmış işler değil. Halihazırda da yeni sergi ve projeler için durmadan çalışmaya devam ediyoruz. Örneğin Balazs Bey şiir çevirileriyle ilgileniyor. Filmlerin altyazılarını hazırlıyor. Ben de özellikle tarihi konularla ilgili sergiler için araştırmalar yapıyorum.

“Çağdaş Macar Şiir Antolojisi hazırlamak istiyoruz”

Şiir demişken o zaman biraz kitapların dünyasına doğru geçelim. Şiir ve edebiyat alanında ne gibi çalışmalarınız var? Türkçede ünlü Macar yazarların romanlarını, klasikleşmiş eserlerini okumak mümkün. Aklıma gelen ilk isimler Imre Kertesz, Magda Szabo, Laszlo Krasznahorkai. Çağdaş Macar Edebiyatı’nın Türkiye’deki okurla buluşması konusunda çalışmalar yürütüyor musunuz? Özellikle yayınevleri ve ajanslar bu noktada önemli diye düşünüyorum…

Balazs Szöllössy: Bizim bir görevimiz de bu gibi ajanslarla iletişim halinde olmak. Biz, Macaristan’daki yayınevlerini de tanıyoruz, onları burada yönlendirmeye çalışıyoruz. Tabii buradaki büyük yayınevleri kendi programları doğrultusunda işler yapıyor ama onlara da çevirmen bulma konusunda yardımcı oluyoruz. Yapı Kredi Yayınları’ndan Magda Szabo’nun kitapları yayımlanmaya devam ediyor. Geza Csath’in kitabı geçtiğimiz aylarda Can Yayınları’ndan çıktı. Proje aşamasında olan bir çocuk kitabımız var. Önemli Macar Çocuk Edebiyatı kitaplarının Türkçeye kazandırılması için çalışıyoruz. Ayrıca bir süredir önemsediğimiz bir çalışmayı sürdürüyoruz. Yeni İnsan Yayınevi işbirliğiyle bundan yaklaşık 60 yıl önce Türkçesi basılmış olan 50 Macarca romanı günümüz Türkçesiyle yeniden okura sunuyoruz. Bu kitapların büyük bölümü günümüzde de Macar Edebiyatı için büyük öneme sahip eserler. Ayrıca ben şiir yazıyorum, şiir çevirileri de yapıyorum. Burada edebiyat ve şiir festivallerine katılan Macar sanatçıların çalışmalarını Türkçeye çeviriyoruz. Bu sayede bir Çağdaş Macar Şiir Antolojisi hazırlamak istiyoruz.

Gabor Fodor: 2014’ten bu yana 25 kitabın yayınlanmasına katkıda bulunduk. Bu destek bazen çeviri bazen de finansal boyutta oldu.

Şimdi biz bu dolu dolu röportajın tamamını Türkçe gerçekleştirdik. Her ikinizde akıcı Türkçelerinizle duygu ve düşüncelerinizi açıkladınız. Okurların da bilmesi açısında Türkçe bilginizin nereden geldiğin de sormak istiyorum son olarak…

Gabor Fodor: Her ikimiz de Budapeşte’deki ELTE Üniversitesi Türkoloji bölümünden mezunuz. Ben daha çok tarihe yöneldim. Balazs Bey ise daha çok edebiyata yöneldi. Biz bu görevlere atanmadan önce de Türkiye’ye sürekli gelip gidiyorduk. Macar Kültür Merkezimiz’deki herkes Türkçe konuşuyor. Türk çalışanlarımızı da Macarca öğrenmeye teşvik ediyoruz.

Balazs Szöllössy: Bu bizim için çok güzel bir şey. Biz zaten Türk Kültürü’ne çok meraklı insanlarız.

Son soru; bir değişim hazırlığı içerisindesiniz. Gördüğüm kadarıyla logo değişiyor. Bu süreç hakkında bilgi verir misiniz?

Gabor Fodor: Evet, logomuzu yeniledik. Bütün Macar Kültür Merkezleri’nin yeni bir sitesi olacak. 2004’teki logumuz yerine “hu” Macaristan’daki ilk matbaanın fontunu kullanarak tasarladık.