Eskimiyen Dergi, yayınevimizden çıkan MSGSÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden Gülşen Özaydın ile Saadet Tuğçe Tezer’in editörlüğünü üstlendiği “Mekansallık: Sanat Üretiminde Eşzamanlılık Durumu” isimli kitaba ilişkin bir yazı kaleme aldı. Yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.

 

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi -MSGSÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden Gülşen Özaydın ile Saadet Tuğçe Tezer’in editörlüğünü üstlendiği “Mekânsallık/Sanat Üretiminde Eşzamanlılık Durumu”, Yeni İnsan Yayınevi’nin “Şehir ve Mekân Kitaplığı” yayın dizisinin de ilk örneği. Kitapta çağdaş sanattan tiyatroya, mimarlıktan müziğe, edebiyattan dansa uzanan geniş bir yelpazede eşzamanlılık ve mekânsallık kavramları sorgulanıyor.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi -MSGSÜ’ye bağlı Anadolu Kültürü ve Sanatı Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin ev sahipliğinde,  “Mekânsallık / Sanat Üretiminde Eşzamanlılık Durumu” temalı sempozyum, 11-12 Mayıs 2015 tarihinde gerçekleşmişti.

Mekânın ontolojik bir özelliği olan “eşzamanlılık“ın Türkiye’de ilk kez ele alındığı bu sempozyumun ana konseptini Aykut Köksal oluşturmuştu.

Köksal, sempozyumun kavramsal çerçevesiyle ilgili şu ifadeleri kullanıyordu:

Kant, Saf Aklın Eleştirisi’nde şöyle diyordu: “a priori bilginin ilkeleri olarak duyusal görünün iki saf biçimi vardır: mekân ve zaman”. Deleuze, Kant’ın bu kavramsallaştırmasını, “beliren her şey zaman ve mekânın koşulları altında belirir” diye aktarır. Yalın bir deyişle, sanat nesnesinin de, zamansal ve mekânsal olmak üzere iki farklı gerçeklik tanımladığını söyleyebiliriz. Yapısal bir çözümleme, zamansal olanın, öğelerin zaman içindeki peş peşeliğine dayandığını, mekânsallığın ise öğelerin eşzamanlılığıyla gerçeklik kazandığını gösterir. Kısacası, zamansal olanın karşısında mekânsallık bir eşzamanlılık durumu/olanağı oluşturuyor. Eşzamanlılık durumu bir ontolojik olanağın sonucu olan belirli bir olgu olarak ortaya çıkıyor. Ne ki sadece bununla kalmıyor, tüm mekânsal üretim alanlarında, yeni anlatım yollarına kapı açıyor ve sanatçının dünyaya yanıt vermesi için geniş bir söz alanı oluşturuyor. Bugün şiir gibi zamansallıkla, resim gibi mekânsallıkla kendini gösteren disiplinlerin yanı sıra, müzik, tiyatro ya da çağdaş sanat gibi mekân-zamansal bir yapı taşıyan disiplinlerden söz ediyoruz”.

Yeni İnsan Yayınevi, bu sempozyumda sunulan bildiri metinlerini sempozyumla aynı adı taşıyan bir kitapta biraraya getirdi.

MSGSÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden Gülşen Özaydın ile Saadet Tuğçe Tezer’in editörlüğünü üstlendiği kitap, yayınevinin “Şehir ve Mekân Kitaplığı” yayın dizisinin de ilk örneği.

Sanatsal yaratım süreçlerinde mekân ve eşzamanlılığı aynı koldan ilerleyen kavramlar olarak inceleyen metinleri bir araya getiren kitapta yer verilen bildirilerdeki kavram ve teoriler çeşitli çizimlerle de destekleniyor.

Kitapta çağdaş sanattan tiyatroya, mimarlıktan müziğe, edebiyattan dansa uzanan geniş bir yelpazede eşzamanlılık ve mekânsallık kavramları sorgulanıyor.

Aykut Köksal’ın “Yazınsal Ürünlerde Eşzamanlılık: Un coup de dés ve Sonrası”, Önay Sözer’in “Sanatta Mekânsallığın Kurucu Öğesi Olarak Eşzamanlılık”, Nusret Polat’ın “Çağdaş Sanat’ta Sergileme ve Eşzamanlılık”, Mehmet Kerem Özel’in “Tiyatral Yerde Mekânsallığın Yaratılmasında Seyirci Öğesi ve Mimari Karşılıkları”, Nihal Geyran Koldaş’ın “Dramatik/Postdramatik Tiyatro”,  Tijen Savaşkan’ın “Tepebaşı Deneme Sahnesi’nden Üç Oyun ve Mekânsal Yapı: Adsız Oyun, Cesaret Ana ve Çocukları, Marat-Sade” ve İlke Boran’ın “Henryk Gorecki’nin Op. 17 Scontri Adlı Eserinde Ses-Mekân-Zaman İlişkisine Yönelik Bir Çözümleme Önerisi” başlıklı çalışmaları kitapta yer alan bildirilerden bazıları.