Tarım ve tarım politikaları Türkiye’de bugün en fazla konuşulan gündem maddelerinden biri. Pazardan büyük marketlere akşam haberlerinden dost sofralarına kadar her yerde gıdaya dair söylenen bir söze denk gelebiliyorsunuz. Fakat bu alanda kafa yoranların sayısı az. Biz de konuyu uzmanına sormaya karar verdik. Yayınevimizden çıkan “Kooperatifler” ve “Osmanlı’da Tarım Politikaları” kitaplarının yazarı sendikalı çiftçi Abdullah Aysu ile Türkiye’nin tarımına ilişkin konuştuk.

1- Türkiye’de bugün neden tarım ve gıda bu kadar gündemde?

Gıda yaşamsaldır. İnsanların yaşayabilmesi için beslenmesi gerek. Beslenmesi gıdaya ne kadar erişebildiğine – ucuzluğuna- ve gıdanın ne oranda sağlıklı olduğuna bağlı. Sağlıklı ve ucuz gıdaya erişebilmek de ülkedeki uygulanan tarım politikalarıyla doğrudan ilgili.

2-Sizce Türkiye’nin bugün geçerli bir tarım politikası var mı?

Var. Ancak Türkiye’nin politikası üretici olan çiftçiden, halktan yana değil. Uygulanan tarım politikası çokuluslu tarım, gıda ve ecza şirketlerinin hizmetine sunulmuş durumda.

3-Türkiye’de gıda üretimi pahalı bir iş mi?

Tarımda uygulanan üretim modelinin gerektirdiği üretim girdileri (mazot, tohum, ilaç, gübre, su, elektrik ve diğerleri) büyük şirketlerin kontrolünde. Onlar fiyatları sürekli arttırıyor. Türkiye’de devletin tarıma desteğinin de az olduğunu düşünürsek,  şirketler üretim girdilerinin fiyatını diledikleri gibi yükseltebiliyor. Buna karşılık mahsulü satın alan şirketler fiyatı düşük belirliyor. Sonuç olarak bu durum ürün üretim maliyetlerinin yükselmesine neden oluyor. Üstelik şirketlerin insafına kalan tarım ürünlerinin ve gıdanın ne kadar sağlıklı olduğu da tartışma konusu.

4-Türkiye’de tarım konusunda hep ithalatın ucuz, üretimin pahalı olduğu öne sürülüyor. Bu doğru mu?

Tarımsal ürün ithalatı ucuz değil. Pahalı. Gelişmiş ülkeler, az gelişmiş ülkelere oranla çiftçilerine daha fazla destek verdikleri için maliyetleri aşağı çekebiliyor. Dolayısıyla fiyatı düşük belirliyor. Devletin tarıma yaptığı yüksek destek sayesinde çiftçisi de ihracatçı şirketleri de kazanabiliyor. Az gelişmiş ülkeler kendi çiftçisini yeterince desteklemiyor. Böyle olunca da çok destekleyen ülkenin belirlediği gıda fiyatları karşısında rekabet edemiyor. Bu, gelişmiş ülkelerin tarım sektöründe oynadıkları oyun. Az gelişmiş ülkeler bu tuzağa düşüyor. İhracatçıyken ithalatçı oluyor. Yani üretimden vazgeçiyor.

5-Türkiye gıda üretiminde treni kaçırdı mı? Doğru bir tarım politikası hala uygulanabilir mi?

Hayır. Treni kaçırmış değildir. Tarımda uygulanacak doğru politikalarla bir buçuk Türkiye’yi besleyecek potansiyel hala daha mevcut. En başta üretim modelini konvansiyonelden doğala, yani kimyasalsıza geçirecek kararlar almalı. Fiyat politikasını, maliyet + yüzde 25 kazanç + insanca yaşam payını ekleyerek belirlemeli. Üretimden pazarlamaya zincirin halkalarına üretici ve tüketiciyi egemen kılarak, aracısız bir sistemi örgütleyecek yapılanmaları önünü açacak yasal düzenlemeler yapmalı ve uygulamalı. Çiftçilerin Sendikaları için iç hukuk düzenlemesi gerçekleştirmeli. BM’nin Köylü ve Köyde Yaşayan İnsanların Hakları Bildirgesini kabul etmeli ve iç hukuk haline getirmeli. Gıda egemenliği ilkesi mutlaka anayasaya eklenmeli.

Abdullah Aysu imzalı “Kooperatifler” kitabına buradan ulaşabilirsiniz.

Abdullah Aysu imzalı “Osmanlı’da Tarım Politiakaları” kitabına buradan ulaşabilirsiniz.