“Tek Başınalık”ta Direnmek Üzerine Bir Kitap: Yarabıçak

}

09.09.2025

Yazan: Narin Çelik

Yarabıçak, “Beni beğendin mi?” diye sormaz okura. “Dayanabiliyor musun? Yeterli sabrın, kararlılığın ve çalışkanlığın var mı?” diye sorar.

Ömer Faruk’un Yarabıçak adlı eseri, politik bir metin olmanın yanı sıra dil ve düşünceyi de dikkate alarak oluşturulmuş bir eylem kitabıdır. Bu eylem, salt bireysel bir ifade ya da estetik bir deneme değil, içinden geçtiğimiz toplumsal, politik ve kültürel düzlemlere karşı da yöneltilmiş bir karşı hamledir. Öyle ki Hegel’in “köle-efendi” gerilimini dikkate alan ama ondan da taşan yeni bir gerilim inşa etmeyi bile başarır: “Yara” ve “bıçak”. 

“Yara” ve “bıçak” kelimelerini iç içe geçiren ismiyle Yarabıçak, okuru edilgin bir alımlayıcı olmaktan çıkarır; onu kendi iç çatışmalarının, yaralarının ve başkalarını yaralama becerilerinin tanığı olmaya çağırır. Ama bu çağrı salt bir ifade değil, bir eylemlilik önerisidir: Kendi bıçak olma boyutuyla yüzleşmeyi, kanayan yerini inkâr etmemeyi, başkalarının yarasını da kendi yarasının aynasında görmeyi talep eden bir çağrı.

Kitabın epigrafında yer alan “Hem yarayım hem de bıçak” cümlesi, eserin bütününe sirayet eden düşünsel önerinin özüdür. Bu cümleyle, klasik kurban-fail ayrımını altüst eden bir etik kurulmak istenir. Okur burada yalnızca bir mağduriyet anlatısının tanığı değildir; bizzat o mağduriyetin taşıyıcısı, üreticisi ve dönüştürücüsüdür. Bu, neoliberal özne kurgusunun “kendinle barış, kendini affet” tarzı popüler aforizmalarının tamamen zıddıdır.

Yarabıçak, “Beni beğendin mi?” diye sormaz okura. “Dayanabiliyor musun? Yeterli sabrın, kararlılığın ve çalışkanlığın var mı?” diye sorar. Bu soruya verilecek her yanıt, okurun kendisini nerede konumlandırdığına göre değişecektir. Ama hangi yanıt verilirse verilsin, epigrafın yarattığı sarsıntı kolay kolay geçmeyecektir.

Yarabıçak, yüzleşmeyi, kişinin kendisiyle karşılaşması estetiğini kurmayı dener; kolay affı değil, zor hakikati önerir. Duyguların (ağlamak ya da şikâyet etmek gibi) pasif birer “durum” değil, politik yük taşıyan aktif eylemler (âşık olmadan çocuk yapmamak gibi) olduğuna işaret eder.

Yalnızlık Değil, Tek Başınalık

Bu yüzleşme önerisi, kitabın yapısal yalnızlığıyla da birleşir. Ancak bu noktada “yalnızlık” kavramının dikkatle ayrıştırılması gerekir. Yarabıçak, bir yalnızlık kitabı da değildir. Çünkü yalnızlık, toplumun dışına itilmiş, atılmış ya da yalıtılmışlığı ima eder. Oysa bu kitap, tek başınalık iddiasıyla yazılmıştır. Tek başınalık ise seçilmiş bir duruştur; sessizliğin içindeki özgürlük, çoğunluğa ait olmayan bir dili kurma ısrarıdır. Yeni bir toplumun kendisinden başlayan ilk kıvılcımıdır. Bu anlamda Ömer Faruk’un sesi, ne bir kalabalığın izdüşümü ne de bireysel bir içe kapanma biçimidir. Bu ses, tek başına yürüyen ama yürüdüğü patikadan yeni bir toplumsallık hayal eden bir sestir. İşte bu yüzden Yarabıçak, yeni bir sol tahayyül için zemin yoklama cesaretini ve cüretini gösteren çok emek verilmiş hacimli bir çalışmadır.

Eski Solun Sessizliği, Yeni Solun Kırık Sesi

Türkiye’de ve dünyada “sol” kavrayışlar uzun süredir ideolojik bir sessizliğe gömülmüş durumda. Soğuk Savaş’ın retoriğiyle şekillenmiş sol yapılar, yaratıcı düşüncenin değil dogmanın diliyle konuşmuş; özneyle değil yapı ile ilgilenmiş; acıyı değil sınıfı merkeze almıştır. Bu eski sol kavrayışlar, kendini tarihsel olarak tükenmiş bir dilin içinde sıkışmış hâlde bırakmıştır. Bugün, ne sınıfın ontolojisi tek başına belirleyici, ne de emek anlatıları insanın çok katmanlı acısını kapsayacak kadar kuşatıcıdır.

Tam da bu noktada Yarabıçak, bir yeni sol kırılmanın işaret fişeği olmanın izlerini de taşır. Bu yeni sol, eski solun dokunmak istemediği yerleri – beden, arzu, kırılganlık, dil, hafıza, duygulanım, haysiyet, tahakküm, hiyerarşi – ciddiye alır. Bölümler boyunca karşımıza çıkan temaslar –erkekliğin krizi, arzu ve iktidar ilişkisi, patriyarkanın gündelik izdüşümleri– politik olanın yeniden tanımlanması gerekliliğine işaret eder. Ömer Faruk’un metni, salt bir politik teori metni değildir elbette; ama politik olanın nerede başladığını, ne kadar dokunduğunu ve nasıl hissedildiğini yeniden düşünen bir kaygıyı taşır. Bu da onu, manifestoyu reddeden bir manifesto hâline getirir.

Dil, Arzu ve Tahakkümün Kesiştiği Nokta Olarak Yara

Yarabıçak’ın belki de en özgün yanı, dilin kendisini de yara hâline getirmesidir. Duygular, metaforlarla yumuşatılmaz; tam tersine, her kelime kendi kesiğini açıkta bırakır. Cümleler kısa ama yoğun, kesik ama yankılıdır. Bu biçimsel seçim yalnızca estetik bir karar değil, politik bir tavırdır. Çünkü tahakküm yalnızca güç ilişkilerinde değil, dil’de de kurulur. Ve bu kitap, dil’i bir tahakküm aracı olmaktan çıkarıp bir mücadele alanı olarak yeniden kurmayı, dil’e hükmetmeyi önerir. Okurdan pasif bir alımlama değil, kendi anlam haritasını yeniden kurmasını bekler.

Alışıldık sözdizimi, betimleme ya da duygu anlatım kalıplarını terk eden Ömer Faruk, sözcükleri yerinden oynatır, anlamlarına müdahale eder, imgeye hükmederek düşünceyi arkalar. Bu yönüyle kitap, yalnızca bir içerik değil, aynı zamanda dil’i parçalamayı da amaçlar. Yara, yalnızca tematik bir motif değil; dilin içine yerleşmiş, onu biçimlendiren bir kuvvete dönüşür. Bıçak ise yalnızca içerikte değil, dilin yapısal mantığında dolaşır. Bu da, okurun metinle kurduğu ilişkiyi sıradan bir okuma eyleminin ötesine taşır; onu bir tür ortak yazarlığa davet eder. “Bıçaklı Yazar”ın “Yaralı Okur”u ortaklığa davet ettiği, davet ederken “Tanrı Yazar” algısına ihanet ettiği, “Pasif Okur”dan da aynı ihaneti beklediği, bu “ihanet ortaklığı” ile Kitap’ın anlamını da genişlettiği bir kitaptır Yarabıçak.

İşte bu noktada, Yarabıçak’ın bir tür karnaval önerdiği de söylenebilir. Ancak burada sözünü ettiğimiz karnaval, eğlence ya da maskeli bir şenlik değildir. Bakhtin’in yüklediği anlamla karnaval, hiyerarşilerin ters yüz edildiği, üst ve alt’ın yer değiştirdiği, kutsalın teslim alındığı, sıradanın kutsallaştığı ve kendisini kutsadığı, kutsalın anlamının değiştiği o kısa süreli ama radikal toplumsal kopuştur. Yarabıçak’ın bölümleri, benzer bir yer değiştirme estetiğiyle kurulur. Cümlelerin biçimi, düşüncelerin merkezden sapışı, öznelliğin parçalılığı – hepsi birer “aşağıdan yukarıya hükmeden bir düşünme” biçimidir. Bu da kitabı bir toplumsal altüst oluş deneyimine dönüştürür.

Kendini Yaralayarak Konuşan Bir Dil

Yarabıçak, duyguyu romantikleştirmez, dili estetize etmez, yarayı kutsamaz. Bunun yerine, okura şunu söyler: “Senin sana ait olduğunu sanarak kendini kandırdığın duygu aslında başkasının sana sapladığı bıçaktır!” Bu, modern öznenin bütünlük fikrini altüst eder. Ömer Faruk’un metni, duygunun biricikliğinden değil, duygulanımın politik ekonomisinden söz eder. Duygular nasıl inşa edilir? Hangi duygular meşru, hangileri ayıp, hastalık ya da ahlaksızlık sayılır? Bu sorulara doğrudan yanıtlar vermez ama soruları okurun zihnine kalıcı bir biçimde çakar. Bu yüzden her Yarabıçak okuması yeni bir bıçak darbesine, her bıçak darbesi de kanayan bir yaraya, her kanayan yara da yeni bir düşünceye yol açar. Yara yoksa düşünce de yoktur, düşünce yoksa yara’nın kalıcılığı vardır çünkü.

Benzeri Olmayan Bir Kitap Olarak Yarabıçak

Yarabıçak’a benzer kitapların Türkçede yokluğu, yalnızca edebi bir eksiklik değil, entelektüel hayatımızın yapısal bir sorunudur. Edebiyatın ya akademik jargonla steril hâle getirildiği ya da popüler metinlerle sığlaştırıldığı bir ortamda bu kitap, başka bir yolun mümkün olduğuna işaret eder. Edebiyatın düşünceyle, düşüncenin duyguyla, duygunun politikayla buluşabileceğini gösterir. Bu anlamda Yarabıçak, geç kalmış bir başlangıçtır. Yalnızca okunmayı değil, bir düşünce iklimi önermeyi de amaçlar.

Ömer Faruk burada yalnızca bir yazar değil, bir dil yontucusu, bir kültürel cerrah olarak çalışır. Yüzeyi değil, derinliği; sesi değil, yankıyı; biçimi değil, boşluğu kazar. Bu çaba, bireysel bir ifade alanı değil, kolektif bir sezgi alanı yaratır. Ve belki de tam da bu nedenle, Yarabıçak, tek başınalıkta direnmenin mümkün olduğunu gösteren benzeri olmayan bir keskin bıçaktır.

Ömer Faruk, Yarabıçak, 599 sayfa, Yeni İnsan Yayınevi, 2023

Yazının kaynağına buradan ulaşabilirsiniz.

ÖNE ÇIKANLAR

Dİğer Yazılar

Ağaçlar Hakkında Her şey

Bir kitap düşünün… Yaprakların hışırtısıyla sayfalarını çeviriyor, köklerin derinliğinde bilgiyle büyüyorsunuz. Yeni İnsan Yayınları’ndan çıkan Ağaçlar Hakkında Her Şey tam anlamıyla doğayı çocuk kalbine sevgiyle işliyor. Bu sadece bir kitap değil, başlı başına bir...

daha fazla bilgi edinin

Bİlgİ Almak İÇİN

İLETİŞİME GEÇİN

BİZİ TAKİP EDİN

Yorumlar

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

Dİğer YAzılar

Ağaçlar Hakkında Her şey

Ağaçlar Hakkında Her şey

Bir kitap düşünün… Yaprakların hışırtısıyla sayfalarını çeviriyor, köklerin derinliğinde bilgiyle büyüyorsunuz. Yeni İnsan Yayınları’ndan çıkan Ağaçlar Hakkında Her Şey tam anlamıyla doğayı çocuk kalbine sevgiyle işliyor. Bu sadece bir kitap değil, başlı başına bir...

daha fazla bilgi edinin
Gaudí’nin Gizemini Çözen İki Kafadar

Gaudí’nin Gizemini Çözen İki Kafadar

Yazan: Senem Türkmen Gaudí’nin Gizemini Çözen İki Kafadar, bana çocukken izlediğim eski bir çizgi filmi hatırlattı içinde bilgi, gizem, merak ve bolca hayranlık vardı. Salvador Comelles’in dili sade ama zekice örülmüş; çocukların dünyasına eğilmeden değil, eşlik...

daha fazla bilgi edinin
Sepet0
Sepette Ürün Yok
İlginizi çekebilir…
acemi bulut (kopya)
Orijinal fiyat: ₺ 480,00.Şu andaki fiyat: ₺ 360,00.
normal
Orijinal fiyat: ₺ 250,00.Şu andaki fiyat: ₺ 200,00.
meyve Şenliği (kopya)
Orijinal fiyat: ₺ 220,00.Şu andaki fiyat: ₺ 165,00.
yükseltilmiş yatak bahçeciliği (kopya)
Orijinal fiyat: ₺ 240,00.Şu andaki fiyat: ₺ 180,00.
Meyve Şenliği
Orijinal fiyat: ₺ 240,00.Şu andaki fiyat: ₺ 180,00.
bay lüle’nin orman gözleri (kopya)
Orijinal fiyat: ₺ 200,00.Şu andaki fiyat: ₺ 150,00.
Bay Lüle’nin Orman Gözleri
Orijinal fiyat: ₺ 150,00.Şu andaki fiyat: ₺ 112,00.
ne giyeceksin pıtpıt? (kopya)
Orijinal fiyat: ₺ 480,00.Şu andaki fiyat: ₺ 360,00.
ağacın hikâyesi (kopya)
Orijinal fiyat: ₺ 250,00.Şu andaki fiyat: ₺ 187,50.
kitaplar   2025 05 30T010739.293
Orijinal fiyat: ₺ 440,00.Şu andaki fiyat: ₺ 330,00.
ne giyeceksin pıtpıt? (kopya)
Orijinal fiyat: ₺ 420,00.Şu andaki fiyat: ₺ 390,00.
ağacın hikâyesi (kopya)
Orijinal fiyat: ₺ 225,00.Şu andaki fiyat: ₺ 168,75.
ağacın hikâyesi
Orijinal fiyat: ₺ 250,00.Şu andaki fiyat: ₺ 187,50.
kitaplar   2025 10 31T150801.980
Orijinal fiyat: ₺ 225,00.Şu andaki fiyat: ₺ 168,75.
kitaplar   2025 10 31T145744.282
Orijinal fiyat: ₺ 190,00.Şu andaki fiyat: ₺ 142,50.
kitaplar   2025 10 23T164751.396
Orijinal fiyat: ₺ 285,00.Şu andaki fiyat: ₺ 213,75.
kitaplar   2025 10 03T122511.142
Orijinal fiyat: ₺ 300,00.Şu andaki fiyat: ₺ 225,00.
kitaplar   2025 09 29T203935.227
Orijinal fiyat: ₺ 200,00.Şu andaki fiyat: ₺ 150,00.
kitaplar   2025 09 26T155231.233
Orijinal fiyat: ₺ 200,00.Şu andaki fiyat: ₺ 150,00.
kitaplar   2025 09 26T154800.071
Orijinal fiyat: ₺ 200,00.Şu andaki fiyat: ₺ 150,00.
Alışverişe Devam Et
0