Kanallar, Kahramanlar, Trenler ve Leyleklerin İzinde: Çocukla Geziyorum

}

04.11.2023

Çocuklu hayatta plan yapmanın değişkenliği gezinin daha ilk dakikalarında kendini gösteriyor.

Behiye Işın’ın salgın günlerinde Yeni İnsan Yayınevi etiketiyle okurla buluşan seyahat güncesi Çocukla Geziyorum Amsterdam, Budapeşte, İsviçre ve Strazburg’u anlatıyor. Yazar, ilk yurt dışı seyahatinden itibaren ailecek çıktıkları bütün gezilerde günlük tutmuş. Bir seyyah neden günlük tutar? Çünkü seyahat kişinin kendisini birey ve ebeveyn olarak sorguladığı, hangisinin öne çıktığının birbirine karıştığı gerçeğini açığa çıkarıyor ve Behiye Işın da günlükleriyle bu durumu sorguluyor.

Çocukla Geziyorum, her tür seyyah okur için Amsterdam, Budapeşte, İsviçre ve Strazburg’un tarih-coğrafya-kimlik, mimari, gündelik hayat, yaşam biçimi, yeme-içme, ulaşım, kültür-sanat-müze özeline dair zengin ayrıntılar içeriyor. Bir günlük olmasına karşılık yazarın gözlem gücü ve ayrıntılara hâkimiyeti hemen dikkat çekiyor. Seyyah anne kitap boyunca kendisinden çok az söz ediyor, çünkü temel amaç yetişkinler özellikle çocuklarıyla seyahat etmeyi planlayan aileler için cesaret verici deneyimlerini paylaşmak. Gezdiğiniz, gezmeyip merak ettiğiniz ve gitmeyi planladığınız kentler hakkında özellikle çocuklu bir aileyseniz uygun rotalar çiziliyor, ulaşımla ilgili tüyolar veriliyor, çıkması muhtemel sorunlara yönelik çözümler öneriliyor. Kitabı raflarda yer alan bildik rehber gezi kitaplarından farklı kılan en önemli nitelik de bu aslında. Çocukla Geziyorum’daki metinlerin dili yalın, özlü ve akıcı. Yazarın okuru karşısındaymış gibi varsayarak kurguladığı anlatımı samimi, yakaladığı çarpıcı ayrıntılar zihin açıcı. Çocuklarla seyahatten çıkarılacak dersler ise anne-baba olmanın haricinde okurların birey olarak sorgulaması gereken gerçekler.

Çocukla Geziyorum’un ortaya çıkış sürecinde seyyah aile öncelikle yurt içi seyahatlerle kendilerini sınıyor, yaşanan sıkıntıları deneyimliyor. Çocukları bakıcıya bırakarak çıktıkları bir gezi sonrası yaşadıkları pişmanlığın etkisiyle çocuklar olmadan bir daha asla diyorlar. Öncelikle Avrupa ülkeleri seçiliyor, paket tur programları kullanmıyorlar. Deneyimlerine güvenerek gezileri kendileri planlıyor. Çocuklara uygun bir seyahat için iyi bir program yapmak, sorun çıkarma ihtimallerine karşılık farklı planları devreye sokmak gerektiğinin bilincindeler. Hangi ulaşım aracı kullanılırsa kullanılsın yemek, uyku düzeni, gezi ve eğlencede büyüklerin bazı fedakârlıkları eşliğinde zaman geçtikçe çocuklarla seyahate özgü yeni alışkanlıklar ediniliyor, ailecek seyahatin tadı yavaş yavaş çıkmaya başlıyor. Programlı hareket edildiği için çocukların potansiyellerinin daha fazla açığa çıktığı her seyahat öğretici, eğlenceli, özgürleştirici bir eylem haline dönüşüyor. Çocuklarla seyahatte ilk kez görünür olan davranışlar, farklılıklara tepkiler hem dikkat çekici hem de üzerine düşünülesi ayrıntılar olarak göze çarpıyor.

Kitaba konu olan ilk gezi için öncelikle ebeveynlerin tanıdığı, çocuk dostu bir şehir olan Amsterdam seçiliyor. Çocuklu hayatta plan yapmanın değişkenliği gezinin daha ilk dakikalarında kendini gösteriyor, Amsterdam artık onların bildiği şehir değil, çocukların gözüyle bakmaları gereken eski bir tanıdık. Amsterdam demek kanallarda yolculuk demek. Kentteki yaşam biçimine bağlı farklılıkların zenginliği hem şaşırtıcı hem de komik.  Bir sonraki duraklarında seyyah aile Budapeşte’yi atalarının izini sürerek tanımaya çalışıyor. Seyahat söz konusu olduğunda artık birbirlerine olan güvenleri artıyor. Seyahatteki farklı hallerine, görünür olan yeni benliklerine yavaş yavaş alışıyorlar. Çok geçmeden yeni gezi planlanıyor. İsviçre’nin tamamı seçiliyor, seyahat süresi bir haftaya çıkıyor. Yüksek standartlı ulaşım imkânları sayesinde bir hafta boyunca İsviçre’nin büyük bölümü geziliyor. Cenevre ve Zürih merkezli seyahat; tarihi bölgeler, meydanlar, göller, bağlar, trenler, peynir kokuları ve şiirler eşliğinde su gibi akıp geçiyor. İsviçre gezisi aileye seyahat etmenin özgürleştirici yanını gösteriyor, birliktelikleri güçleniyor. Kitabın son bölümünü oluşturan Strazburg seyahatinde ise aşırı güvene dayanarak yapılan basit bir hata aileyi zor durumda bırakıyor. Noel kutlamalarına denk düşürülen seyahatte alışılagelmedik soğuk hava aileyi çarpıyor. Sonuç olarak gezgin aile, çıktığı her seyahatte öteki kültür ve toplumları daha yakından tanıyor, kendilerine dair farkındalıklar geliştiriyor.

“Behiye Işın, eşi ve iki çocuğuyla Hollanda, Macaristan, İsviçre ve Fransa’ya yaptığı gezileri okurlarıyla paylaşıyor. Bu birbirinden cazip ülkelerin sanatını, mimarisini, yöresel lezzetlerini tanıtırken bir yandan da çocukla gezmenin mümkün olduğunu, hatta gezilerin çocukların hayata bakış açılarına nasıl bir katkı sağladığını gözler önüne seriyor. Seyahatin insanlara sunduğu sayısız sürprizi atlamadan, mizahı ve kültür şoklarını es geçmeden bize birlikte seyahat etmenin püf noktalarını gösteriyor. Altını çizdiği çok önemli unsurlardan biri de çocuklarımızın küçülen dünyaya dair bir vizyon elde etmesi için mutlaka gezmesi, görmesi ve deneyimlemesi gerektiği.”

Haber: Serkan Parlak

Yazının orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.

 

ÖNE ÇIKANLAR

Dİğer Yazılar

Ekolojik bir manifesto: Gül İle Bülbül Cumhuriyeti

Ömer Faruk'un 'Gül ile Bülbül Cumhuriyeti', dünya ve özellikle de Türkiye siyasi hayatının güdükleştiği, günübirlik ve bir sıkışmışlık içinde dar kapsamlı politik kararlar alındığı, imgelerimizin basitliğe hapsedildiği, hayallerimizin yok sayıldığı şu zamanda çok önem...

daha fazla bilgi edinin

Bİlgİ Almak İÇİN

İLETİŞİME GEÇİN

BİZİ TAKİP EDİN

Yorumlar

0 Yorum

Dİğer YAzılar

Ekolojik bir manifesto: Gül İle Bülbül Cumhuriyeti

Ekolojik bir manifesto: Gül İle Bülbül Cumhuriyeti

Ömer Faruk'un 'Gül ile Bülbül Cumhuriyeti', dünya ve özellikle de Türkiye siyasi hayatının güdükleştiği, günübirlik ve bir sıkışmışlık içinde dar kapsamlı politik kararlar alındığı, imgelerimizin basitliğe hapsedildiği, hayallerimizin yok sayıldığı şu zamanda çok önem...

daha fazla bilgi edinin
Kurucu cinayet

Kurucu cinayet

Sorun çözme aracı olarak cinayete başvurulmasıyla birlikte cinayet kendi geleneğini, ahlakını ve yasasını oluşturmuş; dahası adak, kurbanlar, ayin ve bayramlarla varlığını hem bayraklaştırmış hem de kitleselleştirmiş ve alkışlanabilir kılmıştır.   Her “bütün”ün...

daha fazla bilgi edinin
Sepet0
Sepette Ürün Yok
Alışverişe Devam Et
0